Modern Kültür Ögesi: Kahvenin Serüveni

0
49
kahve

En güzel sohbetlerin başrol oyuncusu kahvenin serüveni, 13. yüzyıla kadar dayanıyor. Kahve ağacının çiçekleri sarı, turuncu, kırmızı renklerde meyvelere dönüşürken; uzun bir yolculuğun ardından lezzetli aromaları ile fincanlarımızda yerini almakta. Oldukça meşakkatli bir işleme sürecine sahip olan kahvenin birbirinden farklı aromaları, türlü damak zevkine hitap eden kavrulma yöntemleri, pişirme metoduna göre değişen çeşitleri ve hem sıcak hem de soğuk tüketilebilen birçok seçeneği bulunmakta. Özünde aynı meyveden meydana gelen “kahve” bahsi geçen işleme türlerine göre onlarca çeşide ayrılıyor. Kahve türlerinin tüketilme biçimlerinden sağladıkları faydalara kadar sizler için derledik… 

Türk Kahvesi

Kahve çekirdeklerinin özel kavrulma ve pişirme tekniği ile geliştirilmesi sonucu Türkler tarafından bulunan ve aynı zamanda ismini de buradan alan Türk kahvesi, Osmanlı döneminde kültürümüze girmiştir. Dönemin Yemen valisinin İstanbul’a getirdiği kahve çekirdekleri, halk tarafından başlarda yadırgansa da zamanla o kadar çok sevildi ki deyimlerimizde dahi kendine yer buldu. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” cümlesinde de karşımıza çıktığı üzere Türk kahvesi; kız isteme törenlerinden arkadaş buluşmalarının “bir kahve içelim” bahanesine kadar, sıcak bir içecek olmanın ötesinde bir kültür ögesi haline gelmiştir.

Türk kahvesi, telvesi ile içilen tek kahve türü olma özelliğini taşımasının yanı sıra en ince öğütülen kahve çeşidi olmasıyla da diğer türlerinden ayrılır. Ayrıca cezvede ağır ağır pişirilmesi, damak zevkine göre şekerli veya şekersiz olarak tüketilebilmesi; en sevilen kahve çeşitleri arasında yer almasına neden olur. Her ne kadar günümüzde Türk kahvesi makineleri oldukça yaygınlaşmış olsa da uygun görülen hazırlama yöntemi kısık ateşte yavaş yavaş pişirilendir. Kültürümüzde yeri bu denli önemli olan Türk kahvesinin lezzetli ve keyif verici bir içecek olmasına ek olarak sağladığı birçok fayda bulunmaktadır. Türk kahvesi hazırlarken dikkat edilmesi gereken püf noktalar nelerdir, sağlığımıza ne gibi yararları bulunur? Hep birlikte göz atalım… 

  • Türk kahvesi, bünyesinde barındırdığı kafeinden dolayı kontrollü tüketilmesi gereken bir içecektir. Herhangi bir rahatsızlığı bulunmayan kişiler için önerilen tüketim miktarı günde 2 fincandır.
  • Hazırlama esnasında ılık su kullanılması önerilir. Kısık ateşte ağır ağır karıştırmadan pişirilmesi, bol köpüklü ve lezzeti bir Türk kahvesi elde etmenize olanak tanıyacaktır.
  • İçerisinde yüksek antioksidan bulunan kahve, kalp sağlığını desteklediği gibi cilt üzerindeki yaşlanma belirtilerini azaltmaya da yardımcı olur.
  • İçerdiği kafein sayesinde yağ yakımını hızlandırdığı için spordan yarım saat önce içilmesi enerji verirken kilo kontrolüne de yardımcı olmaktadır.
  • Şekersiz içilecek bir fincan Türk kahvesi zihinsel fonksiyonları destekleyerek konsantrasyon sağlar.
  • Düzenli Türk kahvesi tüketen kişilerde, safra taşı oluşumunun daha az olduğu gözlemlenmiştir.

Ayrıca unutmayınız ki dozunda tüketilmeyen Türk kahvesi, yarardan çok zarar getirebilir. Bununla birlikte yukarıda değindiğimiz faydalar, herkes için geçerli olmayabilir. Kilonuz, yaşınız, genetik yatkınlıklarınız; kahvenin bünyenizde göstereceği etkilerin değişmesinde önemli bir faktördür.

Filtre Kahve

Filtre kahve dünyada en çok tüketilen kahve türleri arasında yer alıyor. İçerken ağzına telve gelmesinden rahatsız olan Alman bir bilim insanı tarafından bulunan bu kahve çeşidi, aynı zamanda pişirilerek değil sıcak suda demlenerek hazırlanıyor. Pek çok çeşidi, demleme stili, aroması bulunan filtre kahvenin; sıcak ve soğuk olmak üzere farklı tüketim metodları da bulunmakta. Sertlik oranlarının değişmesi ile ön plana çıkan ve adını yetiştiği yöreden alan filtre kahve çeşitlerini inceleyelim.

Brezilya: Düşük asitli olması sebebiyle oldukça yumuşak bir içimi vardır. Fındık ve tarçın aromaları kendini hissettirir. 90 derece su ile hazırlanması en ideal tadı almanızı sağlayacaktır.

Guatemala: Volkanik bölgelerde yetiştiği için nemli ve asitli bir yapısı vardır. Orta-sert bir içim sunan Guatemala; acı kakao, çikolata, fındık baharat aromalarının hissedildiği bir kahve türüdür.

Kenya: Yüksek asit oranı ile ağızda keskin bir tat bırakır. Yoğun olarak turunçgil aromaları barındırması hafif ekşimsi, kokulu hoş bir lezzete sahip olmasını sağlar. Filtre kahve çeşitleri arasında en parlak olanıdır.

Kolombiya: Orta düzeydeki asit derecesi ile en çok tercih edilen kahveler arasındadır. Yetiştiği bölgeye göre aromalarında farklılıklar görülür. Genel olarak fındık, çikolata, narenciye notaları baskın bir tat oluşturur.

Etiyopya: Yıkanmış ve doğal olmak üzere iki farklı şekilde işlenen bir kahve türüdür. Düşük-orta asit oranıyla meyve aromaları barındırır. En baskın hissedilen tatlar; çikolata, yaban mersini, böğürtlen, narenciyedir.

Filtre kahve, kafein oranı en yüksek olan kahve çeşitleri arasında yer alır. Bu noktada kafein içeren tüm içeceklerde olduğu gibi tüketim miktarı sağlık açısından kontrollü olmalıdır. Günde bir fincan filtre kahve içilmesi önerilirken vücuda sağladığı yararlar şu şekildedir:

  • Enerji verir, zinde hissettirir.
  • Hızlı yağ yakımını destekler.
  • Depresyon riskini azaltmaya yardımcıdır.
  • Dikkat toplamaya yardımcı olur.
  • Kolesterolü dengelemeye katkı sunar.
  • Kalp ve damar hastalıklarında olumlu etkileri vardır.

Kahvenin Taze Olduğunu Gösteren İşaretler

Kavrulma ve hazırlama yöntemlerine göre birçok kahve çeşidi olduğundan bahsetmiştik. Kimi kahve pişirilerek tüketilirken kimi kahve demlenerek hazırlanmakta. Peki hazırlanma yönteminden bağımsız olarak, güzel ve keyifli bir kahve içmenin temel koşulu nedir? Elbette taze olması. Satın alacağınız kahvenin taze olup olmadığını gösteren en önemli işaret ise kokusu. Taze kahvelerde daima hoş ve baskın bir koku bulunur. Bunun yanı sıra taze kahve birbirine yapışmaz. Eğer kavanozunuzdaki kahve tanecikleri birbirine yapışıyor ve dağılmıyorsa, kahveniz bayat demektir.